SEVGİLİ (Bünyamin Halit KÜSKÜ)

SEVGİLİ

İnanmıyorum;hiç bir şarkı,hiç bir söz seni anlatsın,
İnanmıyorum;yağmurlu bir gecede damlalar seni kıskandırsın.
Yokluğun kışın esen soğuk yelde,dalda kalmış kuru yaprak misali,
İnanmıyorum;kimseler SEVSİN SENİ,deli yüregim gibi…

İnanmıyorum;günler,dakikalar geçiyor sensiz,
Kimseler bilmiyor,içimde kopan fırtınalar var sessiz sessiz.
Açmak için bekleyemem baharı,ben bir kardelenim,
Kara gözlerin var,içinde kaybolmuş geçmişim.

(daha fazla…)

Posted by bedirhans in Öylesine - Comments (1)
15 Şubat

Gece (Bünyamin Halit’in Kaleminden…)

Gece çöker üstüme korkutur sensiz periler , Dogum günüm degil nedir bu hediyeler , Anlaşilmasi zor bir romanim yatagimdir denizler , Kuvvetim kalmamiş küçük bir yel beni sürükler.

Kapatmisim gözlerimi hayata, inanmasamda , Korkarim yanlizliktan melekler girsin rüyama , Paylaşamam seni dokunmasin kimse sana , Gelmeye gücüm yok zaten o cok uzaklarda.

Mehtaba bakar hayalini kurarim , Sen bilmesende ben bi yapragim , Zamani gelir yeşerir zamani gelir düşerim , Şimdi içimde bir kurt var ben hepten bitmişim…


Bünyamin Halit KÜSKÜ

Posted by bedirhans in Öylesine - Comments (1)
15 Şubat

Yıllık Giriş Yazısı

Biz, 12-C Sınıfı.
Biz, bir avuç öğrenci. Bir avuç birbirine çok benzeyen hayal …

Lise denilen bir serüvenin son cümlelerindeyiz şimdi …

Elbette bizim serüvenimiz de bitecek. Biz de sevmediğimiz, tozlu sıralardan ayrıldığımız için üzüleceğiz…
Boş derslerde yaşadığımız manasız, anlık mutlulukları, sınavlarda yardımlaşmanın heyecanını, derse geç kalmamak için yarıştığımız saniyeleri bir daha göremeyeceğimiz için üzüleceğiz …

(daha fazla…)

Posted by bedirhans in Öylesine - Comments (2)
7 Şubat

Matematik Çıkmazım : :

Bu gün 4 şubat 2010. Yarıyıl tatilinin bitmesine 3 gün var. Dışarıda yarım metreden fazla kar var. Evden çıkamıyorum.Hava güzel olsaydı, yapacağım şey çokta eğlenceli, sevdiğim bir şey değil gerçi.Dersaneye gidip bitmesi imkansız matematik dersinden bir kaç konu bitirmeye çalışacaktım.En sevmediğim, manasız bulduğum ama güzel eğitim sistemimizin nedense istisnasız her öğrenciden istediği büyük bir ders.

Ah matematik ah… Hir bir şeyi fazla ciddiye almamak istememe rağmen bir türlü bırakmıyorsun yakamı.Bu tatilde 1 numaralı önceliğim sadece yatmak olmalıyken ben seninle ne yapacağımı düşünüyorum. Senin yüzünden başarılı Edebiyat , Türkçe , Tarih, Felsefe derslerimin bir değeri yok. Senin yüzünden her sınavdan sonra kendime kızıyorum defalarca. Senin yüzünden okuldan, öğretmenlerden soğudum. Senin yüzünden ileriye dönük planlarıma, hayallerime karamsar bakar oldum.Senin yüzünden hayata 1-0 geride başlıyorum.
Amma abarttım dimi bende. Ne alakası var hayatın , geleceğin matematikle?
Bu sorunun cevabını yalnız sınavlardan sonra kantinde beraber bilardo oynadığım arkadaşlarım biliyor. Onlardan başkasının anlaması zor. O yüzden anlatmama gerekte yok.

Posted by bedirhans in Öylesine - Comments (0)
7 Şubat

Meclis Savaşı

Türkiye Büyük Millet Meclisi yani ülkenin en akıllı, olgun, sorumluluklarının bilincinde, insanlarından oluşan bir parlamento. Bu insanlar birleşip milletin ihtiyaçlarını, sıkıntılarını, isteklerini , her şeylerini konuşuyorlar. Oradaki herkes kendi görevini halk için yapıyor. Ve yine oradaki herkes halkın sözcüsü olarak orada bulunuyor.

Geçen gün ki meclis manzarası; AKP ‘li bir milletvekili Tayyip Erdoğan‘a “ikinci peygamber” demiş. Ortamı germek için hazırda bekleyen muhalefet bunu evirip çeviriyor, dallandırıp budaklandırıyor. Sonra gelenekmiş gibi konuşan kişiyi kimse dinlemiyor.Kocaman kocaman adamlar birbirilerine küfürler ediyor. Ara verilince Mhp’li Akp’li , Chp’li milletvekilleri kavgaya tutuşuyor. Öyle gergin laflarla yapılan bir kavga da değil ha ! Baya, yumruklu, tekmeli sert bir kavga. Yazıktır be! Onca emeğe, onca umuda yazıktır.

(daha fazla…)

Posted by bedirhans in Güncel - Comments (0)
4 Şubat

Cem Karaca – Hayatı & Fotoğrafları

Annesi Ermeni asıllı Toto Karaca ve babası Azeri asıllı Mehmet Karaca olan Cem Karaca, sanatla hep iç içe büyüdü. Ortaöğrenimini Robert Kolej’de yapan Cem Karaca sanatçı bi çiftin çocuğu olduğundan müziğe doğustan yetenekliydi.Müzik ile ilk tanışması annesinin teyzesi Rosa Felegyan’ın Cem Karaca’ya piyano notaları ve piyano nağmeleri öğretmesi ile olmuştur. Kolej yıllarındayken dünyadaki popüleritesini arttıran rock müziğine ilgi duyar ve kız arkadaşlarını etkilemek için dönemin rock starlarının şarkılarını söyler.Karaca’nın sesinin keşfedilmesi ise annesi Toto Karaca tarafından olmuştur. İlk dönemlerde Jaguarlar, Dinamitler gibi gruplarla amatörce çalışmalar yapan Cem Karaca popüler rock’n roll parçalarını söylüyordu. O dönemlerde kendisinin en büyük destekçilerinden biri de İlham Gencer’di ve onun orkestrasında müzikal deneyimini oldukça ilerletmişti. Bu yıllarda aynı zamanda tiyatro ile de ilgilenen Cem Karaca çeşitli oyunlarda da görev aldı.
Askerliği sırasında Anadolu’nun ilkokul kitaplarında anlatıldığı gibi olmadığını fark etti. Asker arkadaşının çaldığı bağlama ise onu bambaşka diyarlara taşıdı. Bir zamanlar ilkel ve sıkıcı bulduğu müziğin kendi duygularını anlattığını keşfetti…
Müzikal geçmişi
1967′de askerlik dönüşü Apaşlar grubuna katıldı. Bu grupla Hürriyet’in düzenlediği Altın Mikrofon yarışmasında Emrah isimli parçalayla ikinci oldular ve doğu-batı müziği sentezinde şarkılar üretmeye çalıştılar. ‘Resimdeki Gözyaşları’ isimli parçayla büyük başarı elde eden Apaşlar’la Batı Almanya’ya gitti. Apaşlar’la olan beraberliği 1969′un sonlarına kadar sürdü. Grupta gitarist Mehmet Soyarslan ve Cem Karaca arasında doğan bazı politik anlaşmazlıklardan ötürü Apaşlar dağıldı.
Apaşlar’ın basçısı Seyhan Karabay ile birlikte Kardaşlar grubunu kurdu. Bu sırada Almanya’ya giderek Ferdy Klein Orkestrası’yla dört tane 45′lik doldurdu. Amacı maddi sıkıntı yaşamadan çalışmalar yapmaktı. İlk 45′likleri ‘Dadaloğlu’ ile büyük bir başarı elde ettiler. Fakat 1972′de Seyhan Karabay arasındaki tartışmalar nedeniyle Kardaşlar’la yolları ayrıldı. Bu sırada eşi benzeri görülmemiş bir değiş-tokuş meydana geldi. Cem Karaca, Kardaşlar’dan ayrılıp Anadolu Rock’ın güçlü sesi Moğollar’la birleşirken Kardaşlar da Moğollar’la anlaşamayan Ersen Dinleten’i gruplarına dahil etti.
Üç 45′lik çıkaran Karaca, Moğollar’ın dağılmasıyla kariyerinin en önemli dönemini yaşayacağı Dervişan grubunu kurdu. Dervişan politik rock’ın yanısıra progressive rock’ın Türkiye ile tanışmasında önemli rol oynadı. Aynı zamanda tam anlamıyla ilk stüdyo albümünü bu grupla çıkardı: ‘Yoksulluk Kader Olamaz’. Dervişan’ın dağılmasından sonra Edirdahan isimli grubu kurdu. Yeni albümü ‘Safinaz’la eski başarısını elde edemedi. Bu albümden sonra Almanya’ya gitti ve 1987′ye kadar sürgün hayatı yaşamak zorunda kaldı. Bu dönemdeki çalışmalarında sık sık gurbet acısı gibi temaları işledi. Bu süre içindeki en iyi albümünü Almanca olarak çıkardı: ‘Die Kanaken’. Bu albümde yabancı düşmanlığı, gurbetçilerin yaşamı gibi konuları işledi. Albümdeki bazı parçaların Türkçesini sonraki albümlerinde kaydetti. ‘Die Kanaken’ albümünün arka kapağında kendisiyle ilgili şunlar yazılıydı:
Cem Karaca ülkesi olan Türkiye’de bir rock yıldızı. Ülkesinde 50′ye yakın 45′lik ve LP yayınlayan Karaca’nın parçalarının çoğu sosyal içerikli sözlere sahip. 1981′in ocak ayında Almanya’dayken son albümü yüzünden ülkesinde aranmaya başladı. Bunun üzerine Karaca, ülkesine geri dönmedi. Mallarına el konan şarkıcı 200 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve 1983′te de darbeci generaller onu Türk vatandaşlığından attılar. Almanya’da daha çok Nazım Hikmet’in şiirlerini seslendirmesiyle tanınan Karaca, ilk olarak 1983′ün başlarında Almanca sözlerle ve doğu-batı sentezinden oluşan bir müzikle seyirci önüne çıktı. Amacı Türkiye’de olan biteni anlatmak değil, burada olup bitenleri anlatmak ve Alman-Türk ilişkilerini düzeltmeye çalışmak.
Yurda döndüğü zaman Turgut Özal’ın elini öptüğü iddia edildi ve döneklikle suçlandı. Hem Cem Karaca hem de Özal ailesi bu iddianın gerçek olmadığını ısrarla belirttikleri halde, sanatçı yine de 12 Eylül bozgununa sorumlu arayan eski solcuların günah keçisi olmaktan ve dışlanmaktan kurtulamadı. Bu aydın sapmasını hicvettiği ‘Yarım Porsiyon Aydınlık’ adlı şarkısında ‘hiç bir şey üretemeden sadece eleştirirsiniz’ diyerek kırgınlığını dile getirdi. Seksen sonrası dönemde müzik yapımcılarının desteğini alamadan çıkardığı albümler o yıllar büyük ses getirmemesine karşın, yıllar içinde şarkılar değerini buldu. Oh Be, Kahya Yahya,Hep Kahır gibi hit şarkılar bu dönemde çıktı.
Ülkesine yeniden dönüşünden sonra ilk albümünü 1987′de eski arkadaşı Cahit Berkay’la birlikte yaptılar. ‘Merhaba Gençler ve Her Zaman Genç Kalanlar’. Bundan bir sene sonra 1988′de, aranjör Oğuz Abadan’la birlikte 60′lı yılların sonunda yaptığı çalışmalarda da olduğu gibi, orkestrasyona ağırlık vererek, yaylı varyasyonlarının hakim olduğu bir başka çalışmayı gerçekleştirirler: ‘Töre’. 1990 ve 1992′de Uğur Dikmen ve Cahit Berkay’la ‘Yiyin Efendiler’ ve ‘Nerde Kalmıştık’ albümleriyle biraz da olsa eski günlerine döndü. 1997′de çekilen ‘Ağır Roman’ filminde seslendirdiği ‘Resimdeki Gözyaşları’ ile yeniden popüler oldu.
1999′da Cahit Berkay, Engin Yörükoğlu, Ahmet Güvenç ve Uğur Dikmen’in desteğiyle ‘Bindik Bir Alamete…’ isimli albümünü çıkardı. Son albümü de sayılabilecek olan bu albüm eski günlerin gürül gürül Cem Karaca’sının yeniden geri döndüğü başarılı bir çalışmadır. ‘Kahpe Bizans’ filmi için üç parça kaydedip, filmde küçük bir rol aldı. 2000′li yıllarda çeşitli şiir çalışmaları da yaptı. Barış Manço’nun efsanevi grubu Kurtalan Ekspres’le birleşerek konserler verdi. Son olarak Yol Arkadaşları isimli grubuyla sahneye çıkan ve bu grupla son albümü Hayvan Terli ve Murathan Mungan albümündeki Göç Yolları isimli şarkıyı kaydeden Cem Karaca, 8 Şubat 2004′de hayata gözlerini yumdu. Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi.

Annesi Ermeni asıllı Toto Karaca ve babası Azeri asıllı Mehmet Karaca olan Cem Karaca, sanatla hep iç içe büyüdü. Ortaöğrenimini Robert Kolej’de yapan Cem Karaca sanatçı bi çiftin çocuğu olduğundan müziğe doğustan yetenekliydi.Müzik ile ilk tanışması annesinin teyzesi Rosa Felegyan’ın Cem Karaca’ya piyano notaları ve piyano nağmeleri öğretmesi ile olmuştur.

Kolej yıllarındayken dünyadaki popüleritesini arttıran rock müziğine ilgi duyar ve kız arkadaşlarını etkilemek için dönemin rock starlarının şarkılarını söyler.Karaca’nın sesinin keşfedilmesi ise annesi Toto Karaca tarafından olmuştur.

İlk dönemlerde Jaguarlar, Dinamitler gibi gruplarla amatörce çalışmalar yapan Cem Karaca popüler rock’n roll parçalarını söylüyordu. O dönemlerde kendisinin en büyük destekçilerinden biri de İlham Gencer’di ve onun orkestrasında müzikal deneyimini oldukça ilerletmişti. Bu yıllarda aynı zamanda tiyatro ile de ilgilenen Cem Karaca çeşitli oyunlarda da görev aldı.

Askerliği sırasında Anadolu’nun ilkokul kitaplarında anlatıldığı gibi olmadığını fark etti. Asker arkadaşının çaldığı bağlama ise onu bambaşka diyarlara taşıdı. Bir zamanlar ilkel ve sıkıcı bulduğu müziğin kendi duygularını anlattığını keşfetti…

(daha fazla…)

Posted by bedirhans in Öylesine - Comments (0)
10 Ocak

İstanbul’un Fethi – Animasyon

İstanbul’un Fethi, 29 Mayıs 1453′te, şehri günlerdir kuşatan Osmanlı ordusunun, şimdi İstanbul olarak bilinen, o zamanki adıyla Konstantinopolis (Constantinople) şehrini Sultan II. Mehmed Han’ın komutanlığında fethetmesidir.

Bu fetihten sonra Osmanlı Devleti İmparatorluk olmuş, henüz 21 yaşında olan Sultan II. Mehmed, fatih unvanını da alarak Fatih Sultan Mehmed olarak anılmaya başlanmıştır. Tarihteki en önemli devletlerden olan Doğu Roma İmparatorluğu böylelikle sona ermiştir.

İstanbul Fetih edildikten sonra Orta Çağ kapanmış ve 1789 Fransız ihtilali’ne kadar sürecek olan Yeni Çağ başlamıştır.

Tarih: 2 Nisan – 29 Mayıs 1453

Yer: İstanbul (Bizans dönemi ismi: Constantinople)

Sonuç: Osmanlı’lar İstanbul’u ele geçirdi, Bizans İmparatorluğu yıkıldı. II. Mehmed, Fatih (fetheden) ilan edildi.

Bizans İmparatorluğu kumandanı: XI Konstantin

Osmanlı kumandanı: Fatih Sultan Mehmed (İkinci Mehmet)
(daha fazla…)

Posted by bedirhans in Öylesine - Comments (0)
8 Ocak

Mavi Liman – Cem Karaca

Nazım hikmet’in Moskova’ da ,artık ülkesine dönemeyeceğini ve orada öleceğini anladığı zaman yazdığı vatanına, İstanbul’a duyduğu hasreti anlattığı şiiri.

Çok yorgunum, beni bekleme kaptan.
Seyir defterini başkası yazsın.
Çınarlı, kubbeli mavi bir liman.
Beni o limana çıkaramazsın…

Posted by bedirhans in Öylesine - Comments (0)
8 Ocak

Kardelen

Kendim çektim, kendim düzenledim.

Posted by bedirhans in Öylesine - Comments (0)
8 Ocak

Gazi Osman Paşa

Osman Nuri Paşa (d. 1832, Tokat – ö. 1900), Gazi Osman Paşa olarak bilinir. 93 Harbi’nde 145 günlük Plevne Savunmasını komuta ettikten sonra Rusya İmparatorluğu’na teslim olan, ancak müdafaa hattı stratejileriyle esir bulunduğu dönemde Rus çarından bile saygı görmüş, dönemin tüm komutanları tarafından örnek alınan Osmanlı Ordusu’nun komutanıdır.

(daha fazla…)

Posted by bedirhans in Öylesine - Comments (0)
13 Aralık